Elle Dergisi Ebru Şinik ve Prof. Dr. Pelin Arıbal Ayral Röportajı – Mayıs 2026

blank

ELLE Dergisi Mayıs 2026 sayısında yayınlanan, Wellbeing Derneği Yönetim Kurulu Başkanımız Ebru Şinik ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcımız Prof. Dr. Pelin Arıbal Ayral röportajını aşağıda okuyabilirsiniz. Bütünsel sağlığın geleceği, küresel wellness trendleri ve yükselen yapay zeka teknolojilerinin yaşam kalitemize etkilerine dair ufuk açıcı bir söyleşi…

 

1) Bu yılki Wellbeing Konferansı’nın en önemli teması nedir? Katılımcılar konferanstan hangi somut bilgilerle ayrılacak?

 

Ebru Şinik: Dernek Yönetim Kurulu olarak dört yıldır işlediğimiz tüm konular bizim nezdimizde wellbeing adına yaşamımızı şekillendiren ve yaşam kalitemizi etkileyen çok önemli konulardır. Bu sene öne çıkaracağımız 9 panelde odaklandığımız konular; kariyer, iş dünyası ve özel yaşam dengesi, finansal wellbeing, longevity, cilt bakımı, sağlık sektörü, egzersiz ve müzik… Tüm bu temaları, alanında uzman konuklarımızla wellbeing halini yükselten önerilerle geniş bir perspektiften inceleyeceğiz.

 

Prof. Dr. Pelin Arıbal Ayral: Bu yıl Wellbeing Konferansı’nın ana teması, wellbeing’i bir kavram olmaktan çıkarıp hayatın her alanına entegre edilebilen, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir yaşam modeli haline getirmek. Çünkü wellbeing sadece iyi hissetmek değil; iyi yaşamak, uzun yaşamak ve dengede kalabilmek demek. Konferansımızda wellbeing’i tek bir başlık altında değil; kariyerden finansal sağlığa, fizyolojik dayanıklılıktan psikolojik esnekliğe kadar uzanan çok boyutlu bir sistem olarak ele alıyoruz.

Özellikle “Longevity ve Wellbeing”, “İş Dünyasında Wellbeing” ve “Sağlık Sektörü ve Wellbeing” panellerinde şu kritik mesajı vurguluyoruz: Sağlık, yalnızca hastalık yokluğu değildir; biyolojik, zihinsel ve sosyal sistemlerin dengede çalışmasıdır. Bu nedenle konferans, klasik “iyi hisset” yaklaşımından farklı olarak; stres regülasyonu, metabolik sağlık, iş-yaşam dengesi, zihinsel dayanıklılık, sosyal ve finansal güvenlik gibi wellbeing’in tüm bileşenlerini bilimsel temellerle ve gerçek hayat uygulamalarıyla ele alıyor. Katılımcılar konferanstan sadece ilham alarak değil, uygulanabilir bir wellbeing yol haritası ile ayrılacaklar. Örneğin;

  • Günlük yaşamda uygulanabilecek mikro alışkanlıklar (beslenme, uyku, stres yönetimi)
  • İş hayatında performansı artırırken tükenmişliği azaltan pratik stratejiler
  • Uzun vadeli sağlık için longevity odaklı yaşam önerileri
  • Finansal ve kariyer kararlarını wellbeing perspektifiyle değerlendirme bakış açısı
  • Egzersiz, cilt sağlığı ve zihinsel iyilik hali için bilimsel ama sade rehberler.

Kısacası bu konferansın farkı şu: Katılımcılar yalnızca “ne yapmaları gerektiğini” değil, “nasıl yapacaklarını” öğrenerek ayrılacaklar.

 

2) Wellbeing alanında Türkiye’de ve dünyada öne çıkan en güncel trendler neler?

 

Ebru Şinik: Dünya sosyo-kültürel ve  sosyo-ekonomik olarak hızla dönüşürken belki de tarihinde hiç yaşanmamış bir ivmeye şahitlik ediyor. Bu ivmenin nedeni özellikle bireylerin sosyal medya kanallarıyla herhangibir onaya ihtiyaç duymadan bilgiyi serbestçe paylaşmaları ve neticesinde doğru veya yanlış bilgiye ulaşılabilirliğin dünya tarihinde bugüne kadar yaşanmış en üst noktaya gelmiş olması. Sosyal medyanın yanısıra son 3-4 yıldır bireysel hayatlara rahatlıkla girmiş olan AI tabanlı uygulamalar ve arama motorlarının da bunda katkısı oldukça büyük.

Tüm bu gelişmeler insanın hayatta daha iyi olması, daha iyi hissetmesi için araştırmaya, yenilikleri denemeye ve  yaşamla ilgili anlam arayışındaki farkındalığın da yükselme eğiliminde olduğuna işaret ediyor.

İşte tam bu noktada wellbeing kavramı karşımıza dünyada en hızla gelişen sektörlerin başlarında olarak karşımıza çıkıyor.

blank

Wellbeing Nedir?

Günümüzün hızlı tempolu dünyasında, fiziksel sağlık kadar ruhsal ve zihinsel sağlığımız da büyük bir önem taşımaktadır. İşte tam da bu noktada “wellbeing” kavramı karşımıza çıkar. Wellbeing, bireylerin genel yaşam kalitesini ve memnuniyetini ifade eden bir terimdir. Fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal bileşenlerden oluşan bir denge halini kapsar ve kişinin hayatını şekillendiren ana alanlarında nasıl hissettiği ile ilgilidir.

Wellbeing ibaresi, insanın sahip olduğu üç ana beden olan fiziksel, zihinsel ve ruhsal bedenlerde denge sağlayıcı günlük seçimler ile GALLUP’un 2010 yılında yayınladığı ve dünya nüfusunun %98’ini temsil eden Wellbeing Araştırmasında yer alan Kariyer, Finansal, Sosyal ve Çevresel Hayatta da eş zamanlı olarak denge kurulmasını ifade eden, tüm wellness ve koruyucu tıp uygulamalarını da çatısı altında barındıran ana kapsayıcı bir terimdir.

TIME dergisi 2030 Komitesi tarafından, 2021 Şubat ayında yayınlanan verilere göre, 2021-2030 süreci gezegenin insan yerleşimi için uygun olup olmayacağının belirleyicisi olacak ve bu süreç içinde gezegeni ve tüm insanlığı kurtaracak olan 6 ana sütun inovasyon, eşitlik, sürdürülebilirlik, ekonomi, liderlik ve wellbeing olarak belirtilmektedir. 

Wellbeing ve wellbeing çatısı altındaki modüllerden biri olan wellness sektörlerinde en fazla öne çıkan konuları sıralayacak olduğumda, en fazla ürün yelpazesinin bu 8 ana kategoride piyasaya sunulduğunu görüyoruz;

  1. Kaliteli Uyku
  2. Fonksiyonel Beslenme
  3. Egzersiz
  4. Kilo Verme
  5. Güzellik
  6. Stres Yönetimi
  7. Zihinsel ve Duygusal Denge : Ruh Sağlığı & Mindfulness
  8. Sağlıklı Yaş Alma : Longevity & Wellaging

 

Bu kategorilerde küresel pazarda arz edilen ürünleri;

I . Harici ve dahili yolla alınan muhtelif bitkisel&hayvansal kökenli gıda ve besin takviyeleri

II. Teknolojik bio-hacking ürünleri

III. Wellness Turizmi ve

IV. AI tabanlı genel ve kişiselleştirilmiş uygulamalar

olarak 4 genel maddede sınıflandırabiliriz.

2024 yılında Global Wellness Economy Monitörü tarafından, sağlık ekonomisinin 2023 yılında 6,3 trilyon dolarlık bir zirveye ulaştığını ve 2028 yılına kadar yaklaşık 9 trilyon dolara çıkmasının beklendiği belirtildi. 2025 yılında küresel wellness pazarı üzerine MC Kinsey’in son yaptığı “Wellness’ın Geleceği”  isimli araştırmasında sağlık, uyku, beslenme, fitness, güzellik ve mindfulness olmak üzere altı öne çıkan kategoriye odaklanılmış. Bunun nedeni de, küresel yatırımcıların bu 6 kategoriye olan ilgisinin artması, bu alanlarda çokça gerçekleşen şirket birleşmeleri ve satın almalar.  Çin, Almanya, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nde 9.000’den fazla tüketici analizinin yapıldığı bu araştırmada öne çıkan iki ana fikir şu şekilde açıklanıyor;

  • Genç tüketiciler sağlığı yeni şekillerde kavramsallaştırıyor.
  • Sağlık artık yeni alanlarda ortaya çıkıyor.

Bu rapora göre; özellikle Y kuşağı (1981-1996 arası doğumlular) ve Z kuşağı (1990 -2010 arası doğumlular)  için sağlık ara sıra yapılan bir dizi aktivite veya satın alma değil, günlük kişiselleştirilmiş bir uygulama haline gelmiş durumda. Z kuşağı denilen genç demografik gruplar wellness endüstrisini ileriye taşıyor olsa da, yaş olarak daha büyük tüketiciler olan Y kuşağının wellness kavramının genişleyen tanımına daha fazla ilgi gösterip, yaşam tarzlarına adapte ettikleri görülmeye başlanmış.

Wellness’a olan talebin her yıl %4 ile %5 oranında büyüdüğü tahmin ediliyor ve tüketiciler için her zamankinden daha önemli bir noktaya taşındığı görülüyor. Sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde, yıllık harcamaların 500 milyar doları aştığı wellness sektöründe, ABD’deki tüketicilerin %84’ü sağlıklı yaşamın “en önemli” veya “önemli” bir öncelik olduğunu belirtiyor.  İngiltere’de bu rakam %79, Çin’de ise %94’e çıkıyor.

Özellikle genç nesillerin sağlıklı yaşamı giderek daha fazla önceliklendirildiğinin tespit edildiği araştırmada, ABD’deki Z kuşağı (1997 ile 2012 arasında doğanlar) ve Y kuşağı (1981 ile 1996 arasında doğanlar) nesillerinin yaklaşık yüzde 30’u, bir yıl öncesine kıyasla sağlıklı yaşamı “çok daha fazla” önceliklendirdiğini bildirirken, bu oran eski nesillerde yüzde 23’e kadar çıkıyor.

Ve şu sonuca da tabii ben hiç şaşırmadım;
Z kuşağı “daha iyi görünüm”ü üçüncü sıraya yerleştirirken, Y kuşağı daha çok yaşamla ilgili farkındalık yükselişine yani mindfulness adı altında yer alan meditasyon, nefes teknikleri, bilinçli seçim yapmayı teşvik eden geleneksel uygulamalara önem veriyor.

Ve bu istatistiklerden sonra hızla evrimleşen teknolojinin insan yaşamında wellbeing halini nasıl destekleyebileceğine gelmek istiyorum.

Teknoloji, daha sağlıklı, daha bilinçli ve hatta sosyal ilişkileri güçlendiren bir yaşamı destekleyebilir mi?

Öncelikle Yapay Zeka sağlık alanında özellikle aşağıdaki kategorilerde büyük faydalar sağlayan şekillerde yaşamımıza hızla girdi;

► Fiziksel Sağlık : Kişiselleştirilmiş Sağlık Hizmetleri ( Yapay organ, uzuv üretimi, longevity vb.)

Mental Sağlık: Psikolojik Danışmanlık, Stres Yönetimi ve Kaliteli Uyku Uygulamaları

► Eğitim: Henüz çok gelişmemiş olsa da, Health Coach uygulamaları ile kişiye özel spesifik danışmanlık ve eğitimler

Yapay zeka ve sağlıklı yaşamın kesiştiği nokta, kişiselleştirilmiş bakım ve destek için yeni olanaklar sunan çok geniş bir alan. Bu teknolojiler, farkındalık uygulamaları konusunda rehberlik sunmak, sağlık ölçütlerini takip etmek, farkındalık ve öz bakımı teşvik eden ilgi çekici, etkileşimli deneyimler yaratmak veya eğitim kaynakları sağlamak gibi fiziksel ve zihinsel wellbeing halini geliştirmek için etkili araçlar sunuyor ve bu arz ve talep her gün daha da gelişecek. Örneğin halihazırda AI biyometrik veriler aracılığıyla stres seviyelerini izlemeye yardımcı olabiliyor, gerçek zamanlı ihtiyaçlara göre uyarlanmış meditasyon uygulamaları veya nefes egzersizleri de önerebiliyor.

Yapay zekanın sağlık koçu olarak kullanıldığı durumlar, sağlıklı yaşamı daha erişilebilir ve bireysel ihtiyaçlara göre uyarlanmış hale getirme yönündeki artan eğilimi çok net yansıtıyor.

İşte bu noktada tüketicilerin oldukça dikkatli olması ve sağduyulu bir yaklaşım sergilemesi çok önemli. Bu tür uygulamalar bilinçli bir şekilde kullanıldığında talep doğrultusunda arz sunabiliyor; bu noktada yapay zeka geleneksel uygulamaları tamamlayarak, iyilik halinizi yükselten ve sürdürülebilir kılmasını sağlayan hatırlatmalar ve öneriler sunabilir.

Ama şunu asla unutmamak gerekir:  Biz makine değiliz, insan olarak holografik varlıklarız ve sağlıklı yaşamın bilgeliği içimizde saklıdır!

Bu noktadan hareketle Destek almayı planladıgınız Kişisel Gelişim ve Bütünsel Sağlık uygulamalarının kimler tarafından, ne amaçla geliştirildiğini bilmek çok önem taşıyor.

Teknoloji bizlere rehberlik edebilir ve iyileştirme sağlayabilir, ancak gerçek transformasyon dediğimiz dönüşüm üstünde derinlemesine çalışılan kişisel bir yolculuktur. Düzenli meditasyon ve burundan alınıp verilen yoga ilmine dayalı pranayama nefes egzersizleri vb. her türlü farkındalık çalışması neticesinde tüm insanlar kendi içsel rehberlik mekanizmasına ulaşabilir ve kendi için en doğru olan yolu bu içsel rehberliği sayesinde seçebilir.

Bu tür teknolojik gelişmeler hakkında bilgi sahibi olmak ve değerlerimizle ve ihtiyaçlarımızla uyumlu bir şekilde bunlarla ilgilenmek şüphesiz çok önemlidir, teknolojinin getirdiği nimetlerden kesinlikle faydalanmalıyız.  Ancak destek almayı düşündüğünüz AI tabanlı sağlık uygulamalarını seçerken, sadece teknolojik olarak gelişmişliğine değil, aynı zamanda etik değerlere de önem veren, içerik ve rehberlik mekanizmaları saygın uzmanlar tarafından oluşturulmuş şirketlerin geliştirdiği uygulamaları seçmelisiniz.

Şahsen Türkiye’den bana bu tür  uygulamalara danışmanlık vermem için gelen  projelerde, geliştiricilerin bütünsel sağlık kavramı ile ilgili neredeyse hiçbir fikri ve know-how’ı  olmaması nedeniyle, kurguların baştan sona yanlış yapıldığına çok sık şahit oluyorum.

Sonuç olarak AI gelişmeye devam ettikçe, wellness alanındaki uygulamaları da genişleyecek ve bütünsel sağlık ve iyilik halimizi desteklemek ve geliştirmek için yenilikçi yollar sunacak.

Hepimize düşen görev ise dünya hızla dönüşürken, insan olarak üstümüze düşen ana ödevimiz olan bedenimize ve zihnimize iyi bakarak, kendimizi sonsuz keşif yolculuğumuzda güvenli ve sürdürülebilir adımlar atmaktır.

blank

Prof. Dr. Pelin Arıbal Ayral: Bugün wellbeing sadece bir “trend” değil; hayatın merkezine yerleşmiş yeni bir yaşam biçimi. Dünyada ve Türkiye’de en dikkat çekici değişim, wellbeing’in parçalı bir yaklaşım olmaktan çıkıp bütüncül, ölçülebilir ve kişiselleştirilmiş bir sistem haline gelmesi. Global ölçekte wellbeing yaklaşımı hızla genişliyor; fiziksel, zihinsel, sosyal, çevresel ve hatta mesleki alanları kapsayan çok katmanlı bir yapı olarak ele alınıyor. Öne çıkan güncel trendleri şöyle özetleyebiliriz:
1. Kişiselleştirilmiş wellbeing; Artık herkes için tek tip bir sağlıklı yaşam yaklaşımı yok. Bireyin biyolojisi, yaşam tarzı ve ihtiyaçlarına göre şekillenen yaklaşımlar öne çıkıyor.

2. Longevity ve sağlıklı yaş alma; Sadece yaşam süresi değil, yaşam kalitesi ve fonksiyonellik ön planda. Hücresel sağlık, metabolik denge ve yaş alma biyolojisi wellbeing’in merkezine yerleşmiş durumda.

3. Mental wellbeing ve stres regülasyonu; Kronik stres modern çağın en büyük risklerinden biri: Meditasyon, nefes, sinir sistemi regülasyonu artık temel araçlar

4. Dijital destekli wellbeing; Giyilebilir teknolojiler, sağlık verilerinin takibi, yapay zeka destekli öneriler ile bireylerin kendi sağlıklarını yönetmesini kolaylaştırıyor

5. Fonksiyonel beslenme & bağırsak sağlığı; Mikrobiyota, inflamasyon ve metabolizma arasındaki ilişki daha fazla önem kazanıyor: “Ne yiyoruz?” “neyi sindiriyoruz” ve “nasıl işliyoruz?” sorusu öne çıkıyor

6. Çevresel wellbeing; Son yıllarda hızla yükselen bir alan: Hava kalitesi, toksin maruziyeti, su ve yaşam alanı sağlığı ile insan sağlığının çevre ile ayrılmaz bir bütün olduğu anlayışı güçleniyor

7. Kariyer ve iş yaşamı wellbeing’i; Başarı sadece performansla değil, sürdürülebilirlik ve tükenmişlikten korunma ile değerlendiriliyor. İş-yaşam dengesi, anlam duygusu ve psikolojik güvenlik ön planda…

Türkiye’de bu global eğilimlere paralel olarak üç önemli dinamik öne çıkıyor: Koruyucu hekimlik ve fonksiyonel yaklaşımın yükselişi; Dijital sağlık hizmetlerinin yaygınlaşması ve Geleneksel sağlık pratiklerinin bilimsel bakış açısıyla yeniden yorumlanması … Bu da Türkiye’de wellbeing’i: hem bilimsel, hem kültürel ve hem de pratik bir yapıya dönüştürüyor. Tüm bu trendlerin ortak noktasında wellbeing’in iyi hissetmenin yanında kendini tanımak, bedenini yönetmek ve yaşamını bilinçli tasarlamak olduğu yer alıyor ve en önemli değişim: İnsanlar artık sağlıklarını kaybettikten sonra değil, kaybetmeden önce yönetmek istiyorlar.

 

3) Günlük yaşamda wellbeing’i desteklemek için en basit üç öneriniz nedir?

 

Ebru Şinik; Özellikle sabah rutinleri günü nasıl bir fiziksel ve zihinsel enerji ile geçireceğimizin ana belirleyicilerindendir. Ağız ve sinüs hijyenini sağlayan basit ayurvedik protokoller ile mideye girecek ilk şeyin büyük bir bardak ılık limonlu su olması ve güne merkezi sinir sistemini dengeleyen ve zihni odaklamaya hazırlayan 5-10 dklık bir pranayama nefes egzersizi ile başlamak en önemsediğim alışkanlıklardır.

Prof. Dr. Pelin Arıbal Ayral: Wellbeing aslında büyük değişimlerden değil, her gün tekrarlanan küçük ama doğru alışkanlıklardan oluşur. Bazen en basit adımlar, en güçlü dönüşümü yaratır.

  1. Güne bedeninizi regüle ederek başlayın: Sabah ilk 30 dakika gün ışığı alın, birkaç dakika nefes egzersizi yapın, mümkünse kısa bir hareket ekleyin. Bu üçlü, sinir sistemini dengeler ve günün metabolik ritmini belirler.
  2. Kan şekerinizi ve enerjinizi stabilize edin: Gün içinde rafine şekerden uzak durun, protein ve liften zengin beslenin, bol su için, gün ışığı olan saatlerde beslenin ve ani şeker dalgalanmalarından kaçının. Çünkü stabil enerji = stabil ruh hali ve odak sağlar.
  3. Sinir sisteminize her gün “güvende” sinyali verin: Saat 23.00 gibi uykuya dalmış olmak önemli. Meditasyon, açık havada kısada olsa yürüyüş, her gün bilmediğiniz bir konuda 20 dk okuma, aile ve dostlarla paylaşılan anlar kronik stresin en güçlü panzehiridir.

Wellbeing karmaşık bir sistem gibi görünse de özü çok basittir: Bedeninizi dengeleyin, enerjinizi koruyun ve zihninizi sakinleştirin. Çünkü sağlıklı bir yaşam, büyük kararlarla değil; her gün tekrar ettiğimiz küçük seçimlerle şekillenir.

 

4) Son olarak sık yapılan wellbeing hataları neler ve bunlardan nasıl kaçınabiliriz?

 

Ebru Şinik; Kişiler wellbeing halini yani genel yaşam kalitelerini yükseltmek için çok fazla zamana ihtiyaç duyulduğunu zannederek bir yerden başlamak için sürekli erteleme eğiliminde olabiliyorlar. Oysa minik alışkanlıkları konfor alanınızı bozmadan yaşamınıza zamanla tek tek entegre ederek uzun vadede çok yol alınır. İyilik halinizi yükseltmek için yatırım yapmayı ertelemeyin, günde sadece bir rutinin dahi kendinizi hem kısa, hemde uzun vadede çok daha iyi hissettirmeye başlayacağını hatırlayın. Günlük yaşamınıza oturacak olan her bir rutin, başka yeni bir rutini hayatınıza eklemek için sizi motive edecektir.

 

Prof. Dr. Pelin Arıbal Ayral: Wellbeing yolculuğunda en büyük sorun, çoğu zaman ne yapmadığımız değil; yanlış bildiklerimizi doğru sanmamız.

  1. “Her şey ya hep ya hiç” yaklaşımı
    Birçok kişi sağlıklı yaşamı mükemmel yapmak zorunda olduğunu düşünüyor. Oysa sürdürülebilirlik, mükemmeliyetten daha değerlidir. Ne yapmalı? Küçük ama devamlı alışkanlıklara odaklanmak.
  2. Kendi bedenini tanımadan başkalarının rutinlerini uygulamak
    Popüler diyetler, takviyeler veya rutinler herkese uygun değildir. Wellbeing kişiseldir.
    Ne yapmalı? Kendi ihtiyaçlarını, yaşam tarzını ve biyolojini merkeze almak.
  3. Sadece fiziksel sağlığa odaklanmak
    Beslenme ve egzersiz önemli ama yeterli değil. Zihinsel ve duygusal denge olmadan gerçek wellbeing sağlanamaz. Ne yapmalı? Stres yönetimi ve mental dayanıklılığı günlük rutine eklemek.
  4. Hızlı sonuç beklentisi
    Birçok kişi kısa sürede değişim görmek istiyor. Oysa wellbeing bir süreçtir, sonuç değil.
    Ne yapmalı? Sürece odaklanmak ve sabırlı olmak.
  5. Sürekli “daha fazlasını yapma” çabası
    Daha çok takviye, daha çok spor, daha çok kontrol. Bu da stresin başka bir formuna dönüşebilir. Ne yapmalı? Bazen azaltmak, sadeleşmek ve dinlenmek.

Wellbeing aslında daha fazlasını yapmak değil; doğru olanı, yeterli dozda ve sürdürülebilir şekilde yapabilmektir. Ve belki de en önemli farkındalık: Bedenimizle savaşarak değil, onu dinleyerek, onunla iş birliği yaparak iyileşiriz.